Yeni birileriyle tanıştığınızda, konu elbet döner dolaşır aileye gelir. Kardeşin var mı ya da kaç kardeşsiniz diye sorulduğunda hep bir düğüm oluşuyor boğazımda. “Üç kardeştik, ama şimdi ikiyiz.” O kadar çok kere söyledim ki bu cümleyi, her seferinde aynı şekilde acıtmaya devam ediyor. 10 yıl geçmiş olsa da üstünden, ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyor. Sonra diyorum, gerçekten 10 yıl geçti mi? O kadar oldu mu?
Bir abim vardı benim. Sene 2000, aylardan Temmuz. O 22 yaşındaydı, ben ise daha 15 yaşındaydım. Küçük bir yaş değil elbet, ama gene de çocuk sayılacak zamanlar. Yurtdışına sapasağlam gönderdiğiniz, her gün telefonla konuştuğunuz, orada sadece 1.5 ay stajını yapıp dönecek olan abinizin, belirlenemeyen bir sebepten artık olmadığını düşünün. Yok, sebebi belli değil. İnanılması güç, ama öyle. Daha büyük bir acı var mı? Bazen öyle bir an geliyor ki, diyorum biz sanki hep iki kardeştik. Anılar akılda kalıyor, ama gitgide uzaklaşıyorlar. Sesini hatırlamaya çalışıyorum. Sonra fark ediyorum ki benim yıllardır ağzımdan abi lafı çıkmamış, tamam … abi diyorum çevremdeki insanlara. Ama direk abi diye seslenmeyi özlediğimi fark ediyorum. Bir kere evde yalnızken denemeye karar veriyorum. Seslenmek. Tek yapmam gereken bu. Dakikalar boyunca seslenemiyorum. Biliyorum ki çok zor o kelimeyi söylemek. Ve başarıyorum. Bir daha bir daha sesleniyorum. Ama gözyaşları yağmur gibi. Durduramıyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. O gün, bir kere daha söylememeye karar verdim bu kelimeyi.
Yaşadığımız anıları bir kere daha yaşıyorum başından sonuna. Özlüyorum, çok özlüyorum onu. Fotoğraflarına bakıyorum, hasret gideriyorum.
Eğer bugün ablam ve ben başarılıysak, önemli yerlere geldiysek, onun sayesinde geldik, çünkü biz onun başarılarını örnek aldık, ondan cesaret aldık, onu örnek aldık. Bir abi olarak hep bizim yanımızdaydı, hep destek oldu bizlere. Bizler de anne ve babamıza onun yokluğunu aratmamaya çalıştık.
Onu tarif edilemeyecek kadar çok özledim. İnanıyorum ki “O Şimdi Melek”. Bir yerden değil, hep yanı başımdan izliyor bizi :)
Şimdi gidin, abinize, ablanıza, kardeşinize sarılın, uzakta ise telefon edin ve onu çok sevdiğinizi söyleyin. Bunu söylemekten hiç çekinmeyin. Tek kardeş iseniz, anne-babanıza söyleyin. Hayat hiç ummadık zamanda hiç ummadık bir yerde her şeyinizi alt üst edebiliyor. Yeter ki geride kalanlar sımsıkı sarılsın birbirine…
Bir abim vardı benim. Sene 2000, aylardan Temmuz. O 22 yaşındaydı, ben ise daha 15 yaşındaydım. Küçük bir yaş değil elbet, ama gene de çocuk sayılacak zamanlar. Yurtdışına sapasağlam gönderdiğiniz, her gün telefonla konuştuğunuz, orada sadece 1.5 ay stajını yapıp dönecek olan abinizin, belirlenemeyen bir sebepten artık olmadığını düşünün. Yok, sebebi belli değil. İnanılması güç, ama öyle. Daha büyük bir acı var mı? Bazen öyle bir an geliyor ki, diyorum biz sanki hep iki kardeştik. Anılar akılda kalıyor, ama gitgide uzaklaşıyorlar. Sesini hatırlamaya çalışıyorum. Sonra fark ediyorum ki benim yıllardır ağzımdan abi lafı çıkmamış, tamam … abi diyorum çevremdeki insanlara. Ama direk abi diye seslenmeyi özlediğimi fark ediyorum. Bir kere evde yalnızken denemeye karar veriyorum. Seslenmek. Tek yapmam gereken bu. Dakikalar boyunca seslenemiyorum. Biliyorum ki çok zor o kelimeyi söylemek. Ve başarıyorum. Bir daha bir daha sesleniyorum. Ama gözyaşları yağmur gibi. Durduramıyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. O gün, bir kere daha söylememeye karar verdim bu kelimeyi.
Yaşadığımız anıları bir kere daha yaşıyorum başından sonuna. Özlüyorum, çok özlüyorum onu. Fotoğraflarına bakıyorum, hasret gideriyorum.
Eğer bugün ablam ve ben başarılıysak, önemli yerlere geldiysek, onun sayesinde geldik, çünkü biz onun başarılarını örnek aldık, ondan cesaret aldık, onu örnek aldık. Bir abi olarak hep bizim yanımızdaydı, hep destek oldu bizlere. Bizler de anne ve babamıza onun yokluğunu aratmamaya çalıştık.
Onu tarif edilemeyecek kadar çok özledim. İnanıyorum ki “O Şimdi Melek”. Bir yerden değil, hep yanı başımdan izliyor bizi :)
Şimdi gidin, abinize, ablanıza, kardeşinize sarılın, uzakta ise telefon edin ve onu çok sevdiğinizi söyleyin. Bunu söylemekten hiç çekinmeyin. Tek kardeş iseniz, anne-babanıza söyleyin. Hayat hiç ummadık zamanda hiç ummadık bir yerde her şeyinizi alt üst edebiliyor. Yeter ki geride kalanlar sımsıkı sarılsın birbirine…
Abimiz bir Melek hiç merak etme.. Eminim ki bulunduğu yerden bizleri izliyordur..
YanıtlaSilSelcen, beni koltuguma kitledin, hic bilmiodum, hemen kardesimi aramaliyim....Yalniz nasil olur, aklim hic almadi...
YanıtlaSilbugün tesadüfen blogunuza rastladım. bende annemi kaybettim. sizinle aynı şeyleri düşünüyorum. anne diye seslenememek nasıl büyük bir ızdırap bunu yaşayan bilir. arada kendi kendimi annemin resmine anne derken buluyorum. acılar yaşanmadan sevdiklerinin kıymetini bilmeli insan
YanıtlaSil